Misafir
4,3310
3,6737
108.489
151,2935
ÜYE GİRİŞİ

Ödemeler Dengesi Ne Demektir? (2)

Ödemeler Dengesi Ne Demektir?  (2)

\r\n

 

\r\n

Ödemeler dengesinin ikinci ana bölümü Sermaye ve Finans Hesaplarıdır. Bu bölüm adından da anlaşılacağı üzere maddi ve maddi olmayan varlıklardaki değişimlerle, sermaye transferinin sağlandığı sermaye hesapları ile kamu ve özel kesim tarafından yapılan kısa ve uzun vadeli uluslararası sermaye hareketlerinin ele alındığı finans hesaplarından oluşmaktadır. Bu bölümde ele alınan diğer bir kalem de parasal altın rezervleri, SDR, Fon nezdindeki rezerv pozisyonu, döviz rezervleri ve diğer alacak haklarından oluşan “rezervler” kalemidir. 

\r\n

 

\r\n

Ödemeler dengesi istatistiki raporunun üçüncü ana kalemi Net Hata ve Noksan kalemidir. Burada özellikle ödemeler dengesi raporunun temel muhasebe eşitliği esas alınarak elde edildiği bilgisini hatırlamak gerekirse bilindiği üzere reel iktisadi bir akımın kesinlikle sermaye ve finans hesapları tarafından da kaydedilmesi gerekmektedir ki bir bilanço denkliğinden bahsedilebilinsin. Ancak özellikle veri teminindeki güçlükler ve kurumsal farklılıklar bazen tek bir iktisadi akıma ait işlemin alacak tarafında farklı bir tutar borç tarafında faklı bir tutar olarak görünmesine neden olabilmektedir. Örneğin; yurtdışı yerleşiklerle yapılan ticaretin hacmi gümrük kayıtlarından elde edilirken bu hacme ilişkin olan ödeme tutarları ise banka hesaplarından takip edilmektedir. Bu ise gümrük tutanakları ile banka kayıtları arasında bir eşgüdümün olması gereğini ortaya koymaktadır ki; gündelik pratikte bu pek de mümkün görünmemektedir. Örneğin yurtiçindeki ihracatçı bir firmanın yurtdışı yerleşiklerle gümrük kayıtlarına göre yaptığı ticaretin 100 birimlik bir ihracat işlemi olduğunu varsayarsak, bu işleme ilişkin ödeme tutarının ihracatçı firmanın yurtiçindeki banka hesabında % 60’lık kısmının yurtdışındaki banka hesabında ise % 40’lık kısmının bulunması durumunda, banka kayıtlarına göre alınan veriler ışığında söz konusu ihracat işleminin 40 biriminin Net Hata ve Noksan kayıtlarında izleneceği açıktır.

\r\n

 

\r\n

Söz konusu teorik bilgiler ışığında Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri son önem üzerinden incelemek gerekirse;

\r\n

Ocak – Ekim 2013 dönemine ait gerçekleşmeler incelendiğinde; ilk olarak 2013 Ocak – Ekim gerçekleşmesinin bir önceki yılın aynı dönemi olan 2012 Ocak – Ekim dönemine göre miktarsal olarak 12,348 milyon A.B.D. Doları artış göstermiş ve 51.901 Milyon A.B.D. Doları olarak gerçekleşmiştir. Burada özellikle son dönem çok tartışılan bir konu olan altın ithalatı ve ihracatı ekonomik faaliyetlerin boyutu hakkında karmaşık mesajlar vermeye,
\r\n devam ediyor. Bir ülkenin yerleşikleri ile uluslararası alem arasında herhangi bir ödeme aracı olmaksızın işlenmek üzere alınıp satılan “parasal olmayan altın” ile para olarak kullanılan “parasal altının” ekonomik faaliyetlerin boyutunu göstermek anlamında birbirinden ciddi şekilde ayrılarak değerlendirilmesi gerekmektedir ki bunları ayırabilme noktasındaki asimetrinin varlığı ödemeler dengesi istatistiklerinin güvenirliği konusunda alarm vermektedir. Bir önceki yılın altın verilerine bakıldığında ithalatın yaklaşık olarak 8 milyar A.B.D.  Doları İhracatın ise yine yaklaşık olarak 13 Milyar A.B.D. Doları olduğu görülmektedir ki bunun ne kadarının parasal olmayan altın ne kadarının parasal altın olduğu ile ilgili net bir bilgilenme durumu da söz konusu değildir. Yani parasal veya parasal olmayan altında yaklaşık olarak net ihracat 2012 yılının Ocak – Ekim döneminde (+) 5 Milyar A.B.D. Doları olarak gerçekleşirken 2013 yılının Ocak – Ekim döneminde beklentilerin aksine ithalat altında yaklaşık 13 Milyar A.B.D. Dolar’ı seviyesinde gerçekleşirken, ihracat 3 Milyar A.B.D. Doları seviyelerinde gerçeklemiştir. Yani net ihracat yaklaşık (-) 10 Milyar A.B.D. Doları civarında gerçekleşmiştir. Bu açıdan ne kadarının “parasal olmayan altın” ne kadarının “parasal altın” olduğunun açık bir şekilde ortaya konulmasının mümkün olamaması neticesinde tüm altın ticareti “parasal altın” olarak düşünülürse; 2012 yılının Ocak – Ekim döneminde gerçekleşen dış ticaret açığının (-) 60 Milyar A.B.D. Doları, 2013 yılının Ocak – Ekim döneminde gerçekleşen dış ticaret açığının ise (-) 56 Milyar  A.B.D. Doları olduğu görülecektir. Yani bir önceki ılın aynı dönemine göre dış ticaret açığının azalmaya başladığı görülmektedir. Özellikle İran ile yapılan dış ticarette “altın”ın değişim aracı olarak kullanılması altının bir iktisadi değer olarak ihracat rakamlarında görünmesine olanak tanımıştır. Oysa bu söz konusu “ticaret” herhangi bir kur üzerinden yapılmış olsaydı, bu döviz kuru başlı başına ödemeler dengesinde bir başka unsur gibi görünmeyecekti. Yani dış ticaret asimetrik bir şekilde politikanın karanlığına itiliyor.

Yazarın Diğer Yazıları

23.01.2014 - Bi Şey Yapmalı 15.01.2014 - IMF’ye Borcu Sıfırlamayı “Sıfır Sorun” “Paralelinde” Okumak 10.01.2014 - Suçlu Aranıyor… 03.01.2014 - Ödemeler Dengesi Ne Demektir? (1) 03.01.2014 - Ödemeler Dengesi Ne Demektir? (2) 18.12.2013 - Deregülasyon Politikaları ve Toplum Mühendisliği

1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
26°
Yarın:26°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim