Misafir
4,5832
3,8826
107.717
159,5071
ÜYE GİRİŞİ

Deregülasyon Politikaları ve Toplum Mühendisliği

Deregülasyon Politikaları ve Toplum Mühendisliği

\r\n

Terimler dizgesinde kuralsızlaştırma olarak karşılık bulan deregülasyon kavramı, ekonomi – politik eksenli bir okumayla ana akım düşüncenin içine kozmik sırlarını yüklediği kurumsal bir bellek gibi düşünülmelidir. Öyle ki neo-libeal yaklaşım ekonomik yapının etkinsizliğini, serbest ve pür rekabetçi bir yapının tesis edilememesi üzerinden açıklamaya çalışmaktadır. Yani piyasa mekanizmasının, devlet aygıtının koyduğu kurallarının kuralsızlaştırılmasıyla, daha etkin hale getirileceği vurgulanmak istenmektedir. Deregülasyon politikaları piyasalaşma sürecinde adım adım devletlerin geleneksel rollerini sorgulayan ve ona yeni görevler yükleyerek kendi küçük kozmosunda daha sınırlı bir etkinlik alanı sunan arka planında ulus devletlerin çözülme sürecinin öncelendiği  neo-liberal bir atak olarak düşünülmelidir. Bu anlamda deregülasyon politikalarını ulus devletlerin tasfiye sürecinin başlangıcı olarak tanımlamak da mümkün olmaktadır.

\r\n

Bu argümanı biraz daha kuvvetlendirmek için söz konusu deregülasyon politikalarının hangi fikir enstitülerinin, uluslararası finans kurumlarının tezgahından çıktığına bakmak yeterli olacaktır. Çünkü entegrasyon ile ilgili olarak varılan mutabakatların en önemli “şatlılık” (conditionality) maddesinin deregülasyon politikalarının tatbik edilmesinden geçtiği görülecektir. Özellikle neo-liberal anlatının siyasi arenada boy göstermesi ile birlikte devlet elinden özelleştirme marifetiyle alınan ve kuralsızlaştırılarak piyasanın hizmetine sunulan kaynaklar için optimal dağılım ve kullanım ölçüleri tamamen yok sayılarak toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından alınan tedbirler birer barikat gibi yıkılarak sermayenin çıkar alanına itilmiştir. Deregülasyon politikalarının özellikle emek piyasasındaki yansımaları bir hastalığın ilk lezyonları gibi hane halkı üzerinde belirgin bir şekilde görülmeye başlanmıştır. Emek kavramına maliyet bazında yaklaşan hakim ideoloji girişimcinin kar hadlerini emek gücü aleyhine yükselterek emeğin hak ettiği şekilde yaşamasının önüne engeller inşa etmiş bu sayede emeğin yeniden üretimi hem süre ve ücret hem de sendikal haklar açısından ciddi şekilde kısıtlanarak sözüm ona rekabetçi yapının tesis edilmesi adına “emek maliyetleri” azaltılmıştır. Bu sayede takip dilen rotaya bağlı olarak ülkeler hem sermayenin kontrolüne geçmiş hem de geniş halk kitleleri, borçlar üzerinden toplumsal refleksini kaybeden yığınlar haline getirilmiştir.

\r\n

Özetle üretim noktasında dışa bağlı, özelleştirilme atağı ile kaynakları dışa (s)açılmış, politik olarak Batı’ya angaje olmak için içeride eğitimden tüketime uzayan geniş bir yelpazede taşeron kurumlar tarafından yönlendirilmiş, hane halkı borçlandırılarak geleceği ipotek altına alınmış ülkeler son aşamada sermayenin sınırlarını çizdiği haritada zayıflatılmış bir irade ve borçlu bir yığın olarak ulus devletin tasfiye sürecinde kendisine biçilmiş kaderi yaşayacaktır ki bunu da özellikle kendi içinden bir öteki çıkarmak suretiyle yapılacaktır. Bugün gelinen noktada IMF, Dünya Bankası, A.B., OECD, Davos vb. pek çok uluslararası kurum kuruluş ve enstitü tarafından ilmek ilmek işlenen süreç Türkiye açısından da benzer bir sonu işaret etmektedir ki özellikle son dönem yaşanan “Çözüm Süreci” ve “Hükümet – Cemaat” tartışmaları bu eksende okunmalıdır.

\r\n

Amerikan rüyası adı altında geliştirilen tüm aktivitelerin bizde yarattığı yanılsamaların öğrettiği aşırı hayal gücüne bağlı zihinsel nevrotik bozukluklar kimi zaman savunma mekanizması olarak önemli bir işlev de gömüyor değil. Bunu özellikle Türkiye’nin iç ve dış siyasetinde önemli defalar deneyimledik. Bu kez yine benzer bir tanesini yaşıyor olabilmemiz çok muhtemel.

\r\n

Özellikle son dönem tartışmaların odağında alt başlıklar görmezden gelinerek üzerindeki en genel başlık olan Ortadoğu’nun yeniden imarı başlığına odaklanılmalıdır. Şu an Türkiye iç siyaseti söz konusu amaçlar çerçevesinde kutuplaştırılıyor olabilir. İki farklı kutup; hükümet ve cemaat, neredeyse bu iki kutbun dışındaki tüm faklılıklar törpülenip ayrışmalar iki başlık altına indirgeniyor. Yalnız bu iki düğümün de aynı elden yönlendirildiği gerçeği bir ölçüde perdenin arkasında kalıyor. Perdenin önündeki tirada bakıldığında kendisini hiçbir şekilde ne cemaat ne de hükümet üzerinden tanımlamayan politik unsurlar aslında ya hükümetin ya da cemaatin tarafında yer almaya itiliyor. Asıl istenen de tam olarak bu olabilir. Polarize edilmiş olan bu unsular belki perdenin önünde dikkatleri özellikle bu noktaya çekerken perdenin arkasında asıl hedef olan yeni sınırların çizilmesi konusu bilinçli bir şekilde gölgede kalmaya mahkum edilmiş olabilir. Çünkü yeni sınırların çiziliyor olması ihtimalini en iyi bu kavga örtbas edecektir. Malum magazinel bir altyapısı da olunca…

\r\n

Yani diğer ülke örneklerinde de olduğu üzere emperyal güçler toplum mühendisliğine soyunmuş toplumu, hem de öncesinde tek bir tarafı oluşturan grubu diğerlerini içine alacak şekilde, bölmek suretiyle amacına ulaşmak yolunda önemli adımlar atıyor olabilir. Burada tabi ki muhalefetin vizyonsuz siyaset anlayışı ve iktidarın algı yanılsamasına yol açacak (kızlı – erkekli gibi) farklı pencereler açması siyasetin sığlığını derinleştirerek sonu bizim açımızdan daha sancılı hale getiriyor. Sanki muhalefet de boş durmadan bu sistemin devam edebilmesi için gereken gücü ve dinamizmi üretebilmek için var gücüyle çalışıyor. Herkes şu günlerde ya hükümete ya da cemaate biraz daha yakın hissediyor kendini, yani cambaza bak oyunu tüm hızıyla saat gibi işliyor.

\r\n

Sonucunda ne olabilir? Çok Amerikan filmi izledik bunu düşünmek çok tatsız…

Yazarın Diğer Yazıları

23.01.2014 - Bi Şey Yapmalı 15.01.2014 - IMF’ye Borcu Sıfırlamayı “Sıfır Sorun” “Paralelinde” Okumak 10.01.2014 - Suçlu Aranıyor… 03.01.2014 - Ödemeler Dengesi Ne Demektir? (1) 03.01.2014 - Ödemeler Dengesi Ne Demektir? (2) 18.12.2013 - Deregülasyon Politikaları ve Toplum Mühendisliği

1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim