Misafir
6,8268
6,0844
251,47
ÜYE GİRİŞİ

“Tarımda Milli Holding dönemi!”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş ve Tarım Orkan Sen ortak açıklama yaparak, Tarımda Milli Birlik Projesi’yle tarımın özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirildiği savunularak kaldırılması istendi.

Tarım sektörü temsilcilerinden bakanlığın projesine sert eleştiri

“Tarımda Milli Holding dönemi!”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş ve Tarım Orkan Sen ortak açıklama yaparak, Tarımda Milli Birlik Projesi’yle tarımın özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirildiği savunularak kaldırılması istendi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş ve Tarım Orkan Sen ortak açıklama yaparak, Tarımda Milli Birlik Projesi’nin kaldırılmasını istedi.

Odalar ve sendikalar adına açıklamada bulunan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Manisa Şube Başkanı Müjgan Şenay, tarımda yıllardır yapılanların başarısızlığını itiraf edercesine ortaya koyduğunu ifade ettiği projede üretimin geri planda bırakıldığının altını çizdi.

Geçtiğimiz yılın Temmuz ayında Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kurulduğunu hatırlatan Şenay, ancak Tarım ve Orman Bakanlığı birleşmenin sancılarını gideremeden, yapılanmanın ilk sonuçları henüz görülmeden Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla gündeme gelen yeni yapılanmanın Bakanlığın kendisinde olduğu kadar, ülkemizin kamu örgütlenmesinde de çok büyük tartışmalara yol açacağını dile getirdi.

 “Tarımda Milli Birlik Projesi” tarımımıza neler getirir, tarımımızdan neler götürür?

Şenay, kamuoyuna iddialı bir şekilde açıklanan Milli Tarım Projesinin tarımda yaşanan sorunların hiçbirine çözüm getirmeyeceğini ve daha önemli sorunlara yol açmasından kaygı duyduklarını kaydederek şöyle devam etti “Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgili iken,  tarımda yıllardır yapılanların başarısızlığını itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamalarının yerli ve yabancı özel sektör ağırlıklı olarak yapılandırılması öngörülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.

ÇİFTÇİLER SİSTEMİN EN ALTINDA

Tarımda Milli Birlik Projesinin temelini “Yalın Sistem” adı verilmiş piramit şeklinde bir yapı oluşturmaktadır. Dört katmanlı olarak tasarlanan piramidin en alt katmanında “çiftçiler”, “ormancılar”, “balıkçılar” şeklinde sıralanan üreticiler, üzerindeki katmanda Milli Birlik Kooperatifi, üçüncü katmanında ise Semerat Holding, piramidin tepesinde ise Dünya Markası yer almaktadır.

Yeni sistemde Bakanlığın merkezinde yer alan Genel Müdürlükler birleştirilerek Daire Başkanlığı haline gelirken, üreticilerin bir üst örgütlenmesi olarak sunulan Milli Birlik Kooperatifinin (MBK); Bakanlık taşra teşkilatı ile “Tarım Kredi Kooperatifinin konsolide edilerek” on iki bölge müdürlüğünden ve bölge müdürlüklerinin de bölümlerden oluşması öngörülmektedir. Bakanlığın il müdürlüğü düzeyindeki örgütlenmesi şube müdürlüğü düzeyine indirgenirken, ilçe müdürlüğü örgütlenmesine ilişkin bir bilgiye rastlanmamaktadır.

“YÜZDE 50 PAY SEMERAT HOLDİNG’İN”

Bu yapılanma ile Bakanlık taşra teşkilatı ortadan kaldırılarak tasfiye edilmekte, Bakanlık karar merci olmaktan çıkarılıp temsili işlevsiz bir yapıya indirgenmektedir. Ürün tedarikçisi olarak rol verilen MBK’nın yüzde 35, KİT’lerin yüzde 15, özel sektörün ise yüzde 50 pay ile ortak olduğu Semerat holdingin, ürün ticareti ve pazarlaması görevini üstlenmesi planlanmaktadır. “Milli” iddiasıyla yola çıkılmasına karşın, Semerat holdingin hakim ortağı olan özel sektör şirketleri içerisinde yer verilen Unilever gibi küresel bir şirket ve sayılan diğer şirketlerin ortaklık yapıları,  üreticilerin, tüketicilerin, meslek kuruluşlarının ve kamunun hiçbir şekilde söz sahibi olamayacağı, neoliberal politikalara göre belirlenecek bir “milli tarımı (!)”açıkça göstermektedir. Yapının içerisine dahil edilecek KİT’ler ise tümüyle yerli ve ulus ötesi sermaye gruplarının egemenliğine açılacaktır.

“KAMU TARIM SEKTÖRÜNDEN ÇEKİLECEK”

2023 yılına kadar 100 Milyar Dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedeflenen projenin uzun vadeli hedefleri arasında yer alan “Arz açığı olan kategorilerde yurt dışından Yalın Sistemle ürün temin edilecek” hedefi, ülkemizde arz açığını kapatmaya yönelik önlemlerin alınmayacağını, aksine dışalımın kurumsallaşacağını göstermektedir. Uzun vadeli hedeflerden bir diğeri olan “2030’da genel bütçeden pay almayan bir bakanlık yapısı sağlanacaktır” hedefi ise, özelleştirme yoluyla dünyada bir ilk olarak kamunun tümüyle tarım sektöründen çekilmesini öngörmektedir. Tarım sektörünün kamusal örgütlenmesini genelleştirerek küçülten, taşra örgütlenmesini ortadan kaldırıp merkezde işlevsiz hale getirerek etkisizleştiren, kurumsal uzmanlaşmaya, konu bazlı çalışmaya imkân vermeyen bu tür bir yapının ülkemizin ve halkımızın yararına olmayacağı açıktır. Tarımsal üretime ve kırsal alana ilişkin sorunların çözümü yerine, kamunun tarım alanındaki düzenleyici, destekleyici ve denetleyici işlevleri kaldırılmaktadır. Kamu gücü ile kamu yararı ilkesi doğrultusunda yapılan bu görevler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan kooperatiflere devredilemez. Tarımda Milli Birlik Projesi, daha önce örneklerini gördüğümüz birçok çalışmada olduğu gibi, konuyla ilgili tarafların ve bilimsel çevrelerin görüşleri alınmadan, kamuoyunda tartışılmadan “yaptık, oldu” mantığıyla hazırlanmıştır. Kullanılan terminolojiden projenin Bakanlık dışında, konunun temel bilgilerinden yoksun bir danışmanlık şirketine hazırlatıldığı açıkça görülmektedir.”

ÜRETİCİ VE TÜKETİCİYİ ÖNCELEYEN POLİTİA TALEBİ

Tarımsal kamu yönetiminin ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Şenay, “Ülkemizin önceliği bu tür ayağı yere basmayan, yalnızca büyük sermayenin çıkarlarını ön plana alan projeler değil; tarımsal kaynakları, üreticiyi, tüketiciyi ve kırsal kalkınmayı öncelikleyen bir tarım politikası olmalıdır. Bakandan Bakana, ortaya çıkan her soruna göre değişen, üreticilerin hiçbir şekilde geleceğe dönük planlamalarını yapamadığı bir tarım politikası ile sorunlara çözüm getirilmesi mümkün değildir. Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmeli, sulama, arazi toplulaştırması gibi tarımsal altyapı hizmetleri ivedilikle bitirilmelidir. Tarım topraklarının amaç dışı kullanımı, hızla el değiştirmesi ve köylünün mahalleli yapılıp üretim süreçlerinden koparılarak şehir merkezlerine göçmesi ya da kendi toprağında işçi haline getirilmesi önlenmelidir. Bu amaçla üreticilerin piyasaya karşı menfaatlerini korumak amacıyla kooperatifler şeklinde örgütlenmesinin özendirilmesi, etkin ve verimli çalışmalarının önündeki engellerin kaldırması, güçlenmelerinin sağlaması önemli ve gereklidir. Ama bunun yolu tüm üreticileri tek bir kooperatif çatısı altında örgütleyerek, onları kâr güdüsü ile hareket eden yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının belirleyicisi olduğu bir holdingin insafına terk etmek olmamalıdır.

“KÜÇÜK ÜRETİCİYİ TASFİYE EDİLECEK”

Tarımda Milli Birlik Projesi’nin tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzak olduğunu belirten Şenay, öngörülerini şöyle sıraladı “Anayasal ve yasal birçok yeni soruna neden olacak, Tarım örgütlenmesini kamusal olmaktan çıkarıp, tümüyle yerli ve yabancı sermayenin destekçiliğine indirgeyecek, tarımsal üretimimizde gıda güvencesini ve güvenliğini sağlayamayacak,  yalnızca kârlılık amacını öne çıkaracak, ülkemizde tarımsal üretiminin temeli olan küçük üreticilerin tasfiyesine neden olacak. İthalatçı politikalar kurumsallaştırarak tarımsal ürün ve gıdada dışa bağımlılığı pekiştirecektir! Bu nedenlerle; Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla uygulanmak istenen bu projeden vazgeçilmelidir. Tarımsal kaynaklarımızın korunmasını sağlayacak, üreticilerimizin çıkarlarını gözetecek, halkımızın gıda güvenliğinden hiçbir nedenle ödün vermeyecek. İthalata dayalı politikalardan vazgeçerek, ülkemizin gıdada kendine yeterliliğini sağlayacak. Tarımsal üretimin her alanında çok boyutlu demokratik planlamayı ilke edinecek, Ülkemizin ekolojisiyle, toplumsal ve kültürel yapısıyla uyumlu teknik ve teknolojiler geliştirilip ve yaygın olarak kullanılmasını sağlayabilecek. Demokratik bir kamusal tarımsal örgütlenme, konuyla ilgili tüm tarafların işbirliğiyle ülke gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanarak yaşama geçirilmelidir.”

Yorum Yazın :Misafir

Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

Son dönemde yaşananların adı konulmamış bir dünya savaşına işaret ettiğini belirten Siyasal İletişim Uzmanı ve Siyaset Bilimci Ozan Erdem, bu süreçte en merkezi ülkenin Türkiye olduğunu ve kurulan yeni dünya düzeninin belirleyicisi olduğunu söyledi. Siyaset Bilimci- Eğitimci- Yazar Ozan Erdem ile 23 maddeden oluşan, liderlik özellikleri ile donanmış şahsiyetlerin yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla hazırladığı; “Lider Bir Şahsiyetin İnşâsı” adlı, keyifle okuyabileceğiniz son kitabı hakkında röportaj gerçekleştirdik. “Biz, "Rant-yolsuzluk-sömürü” çarkını "ticaret-tarikat-siyaset” sosuna bulandırıp bize yutturmaya çalışanlardan medet ummayız”diyen TKP’nin Manisa Büyükşehir Adayı Çınar, bu ablukayı dağıtacak bir iradeye ihtiyaç duyulduğunu belirterek, 31 Mart akşamından ve 1 Nisan sabahından itibaren de yine alanlarda, meydanlarda, fabrikalarda, okullarda örgütlenmeye, güçlenmeye devam edeceklerini söyledi. Menekşe Restaurant’ın Yeni Mahalle’de bulunan şubesini işleten Hüseyin Yıldırım ve ortağı Ömer Bediroğlu, et kebap ürünlerinin yanı sıra farklı olarak verdikleri lahmacun hizmetiyle kısa sürede tercih edilir oldular. ​​​​​​​Türkiye’nin önde gelen siyaset bilimcilerinden Murat Bahadır Akkoyunlu, Türkiye’nin dünyada küresel çeteler karşı verilen mücadelede başı çektiğini ve 2500 yıllık devlet aklıyla hareket ettiğini söyledi.   Bütün bu varsayımlar altında, toplam sanayide istihdam edilecek nitelikli iş gücü ihtiyacının artacağı, eğitim ve gelir düzeyi yüksek bir iş gücü yapısının oluşacağı öngörülmektedir. “Bu arka bahçe diye nitelendirdiğimiz federasyon siyaset üretecek, yeni siyasetçiler yetiştirecek-geliştirecek. Yetiştirdiği genç kardeşlerimizi topluma arz ederek siyasi kadrolarda ve bürokrasilerde yer almalarını sağlamak.
1 2 3 4 5 6 7 8
21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim