Misafir
6,5181
5,7674
245,88
ÜYE GİRİŞİ

İçme suyundaki arsenik 300 kat fazla!

CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Orman ve Su İşleri Bakanlığının bir yıl önce Manisa Valiliğine gönderdiği “Gediz ovasında jeotermal sondaj yapılmasına izin verilememesi gerekir”yazısını hatırlatarak, sulardaki arsenik miktarının 300 kat fazla olduğu uyarısına dikkat çekti.

CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Orman ve Su İşleri Bakanlığının Manisa Valiliği’ne 1 yıl önce gönderdiği “Gediz ovasında jeotermal sondaj yapılmasına izin verilememesi gerekir”  yazısını hatırlatarak, sulardaki arsenik miktarının 300 kat fazla olduğu uyarısına dikkat çekti.

 

Bakırlıoğlu’nun konuşmasında değindiği, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İzmir ve Manisa Valiliğine 2017 yılının Ağustos ayında gönderdiği resmi yazıda, Gediz havzasındaki yer altı sularındaki arsenik oranının olması gerekenin 300 katına kadar çıktığından bahsediliyor. Bakanlığın yazısında; Manisa ili içme suyunun tamamının, İzmir ilinin ise yüzde 40 oranında içme suyunun Gediz havzası yer altı suyu kütlelerinden temin edilmekte olduğuna dikkat çekerek, özellikle içme suyu temin edilen yer altı suyu kütlelerinde arsenik seviyelerinin yüksek olmasının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit etmekta olduğunun altını çizdi.

“YÜKSEK ARSENİK KANSER YAPIYOR”

“Havzada yer altı sularından temin edilen içme sularında arsenik seviyesinin yüksek olması cilt kanseri, sinir sistemi rahatsızlıkları, dolaşım sisteminde kansızlık, kalp yetmezliği, kan kanseri ve lenf sistemi kanseri gibi hastalıklara sebep olmaktadır." denilerek "Havzadaki yer altı suyu kütlelerinde jeotermal ve madencilik faaliyetlerine yeni izin ve ruhsatların verilmemesi gerekmektedir." İfadelerine dikkat çeken Bakırlıoğlu “ Buna rağmen ÇED gerekli değildir kararı verilerek jeotermal enerji santralleri için izinsiz sondaj yapılması halkın tepkisine neden olmuştur.

 

CHP’li Bakırlıoğlu meclisteki konuşmasında şu ifadelere yer verdi “Gediz Ovası ülkemizin hatta dünyanın en verimli, bereketli topraklarına sahiptir.

Üzümün, zeytinin, pamuğun en önemli üretim merkezi olan, milyonlarca dolarlık tarımsal hasılaya sahip bu topraklar, aynı zamanda ülkenin önemli jeotermal bölgelerinden birisidir. Doğaya, Tarıma, Sağlımıza Zarar Veren Kontrolsüz JES’lere Hayır!  Enerjide dışa bağımlılık, jeotermal enerjinin ucuz olması ve bölgedeki potansiyel, devletin ve sermayenin dikkatini Gediz Ovası'na çekmesine neden oldu ve bu durum yüzlerce jeotermal sondaj kuyusunu ve onlarca elektrik santralini beraberinde getirdi. Evet, jeotermal önemli bir yer altı kaynağımız; Evet, jeotermalden elde edilen enerji ucuz bir kaynak; Evet, ne yazık ki enerjide dışa bağımlıyız ve kapatmamız gereken bir cari açığımız var.

Ancak JES'ler söylenildiği kadar temiz mi veya ülkemizdeki uygulamaları yeterince temiz mi? JES'lerin ruhsat sahiplerine yüksek kârlar getirdiği şüphesiz. Ancak birbiri ardına dikilen sondaj kuleleri, ardı ardına yapılan elektrik santralleri ve bu santrallerin duman tüten bacaları birtakım çevre sorunlarını, hatta çevre felaketlerini beraberinde getirdi.

İLK ETKİLENEN YER AYDIN OLDU.

Zeytinlikler, incir bahçeleri kurumaya başladı. Toprak, Aydınlı çiftçilerimize artık eskisi kadar cömert davranmıyor ve Aydın'da yaşayan yurttaşlarımız eskisi kadar sağlıklı değil ne yazık ki. "Temiz enerji" diye lanse edilen JES'lerin ülkemizdeki uygulamalarında ciddi sıkıntıların olduğunu Aydın'da, Alaşehir’de yaşadığımız tecrübelerden biliyoruz. Aydın'daki sondaj çalışmaları sırasında önce ekosistemde tahribatlar meydana geldi, ardından elde edilen jeotermal sıvı, suyumuzu ve toprağımızı kirletmeye başladı. Santrallerin bacalarından çıkan karbondioksit ve hidrojen sülfürse beraberinde sera etkisini, ısınmayı, asit yağmurlarını getirdi. Yüksek kâr hırsı ve denetimsizlik, tüm bu olumsuzlukların belki de en önemli nedenidir.

“ALAŞEHİR’DEKİ JES SONDAJ PATLAMASINI UNUTMADIK”

Sıranın Manisa'ya geldiğini kaydeden Bakırlıoğlu, ilk olarak Sarıgöl ve Alaşehir ilçelerinin jeotermal sondaj kuyularıyla tanıştığını belirterek “2012 yılında bölgede meydana gelen sondaj kuyusunun patlaması ile kontrolsüz olarak ortaya çıkan sıvı akışkanlar ve gazlar çevredeki bağlara büyük zarar vererek yok olmasına neden olmuştu. Ekonomisi üzüme ve üzüm ihracatına bağlı olan bölgedeki ürünün yani üzümün kalitesi ve verimi düştü. Bağlardaki zararlı sayısı ve çeşidi arttı ve biz bu zararlılar ile mücadele etmek için daha fazla zirai ilaç kullanmaya başladık. Daha fazla tarım ilacı, daha fazla kalıntı demekti. Ürünlerdeki kalıntı, ihracat kapılarının birer birer yüzümüze kapanmasına ve bu da fakirliğe, yoksulluğa neden oldu. Toprakta bor miktarı arttı, yer altı sularında ise arsenik ve ağır metaller; koku, gürültü, asit yağmurları ve kirlilik.Şimdi sırada Salihli var, bir sonraki durak ise Turgutlu olacak.

“BU SONDAJLARA ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARINI KİM VERDİ?”

 

Bakırlıoğlu “Milyonlarca insanın hayatı, sağlığı tehdit altındayken, tarım tehdit altındayken ve bu tehdit Orman Bakanlığı tarafından 2017 yılında Manisa Valiliğine bildirilmişken Valiliğe bağlı Çevre İl Müdürlüğü nasıl olur da bu kuyular için "ÇED Gerekli Değildir" raporu verir? Valilik ve Bakanlık böylesi bir tehlikeye rağmen dikilen yüzlerce termal sondaj kuyusuna nasıl seyirci kalır? Bundan sonra da sessiz kalacak mıdır? Biz bu duruma daha ne kadar seyirci kalacağız? Bir kere daha yerine koyamayacağımız bu bereketli ovalarımızın, yer altı sularımızın, havamızın, toprağımızın kirlenmesine daha ne kadar seyirci kalacağız?” ifadelerine yer verdi.

 

 

    Yorum Yazın :Misafir

    Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

    Son dönemde yaşananların adı konulmamış bir dünya savaşına işaret ettiğini belirten Siyasal İletişim Uzmanı ve Siyaset Bilimci Ozan Erdem, bu süreçte en merkezi ülkenin Türkiye olduğunu ve kurulan yeni dünya düzeninin belirleyicisi olduğunu söyledi. Siyaset Bilimci- Eğitimci- Yazar Ozan Erdem ile 23 maddeden oluşan, liderlik özellikleri ile donanmış şahsiyetlerin yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla hazırladığı; “Lider Bir Şahsiyetin İnşâsı” adlı, keyifle okuyabileceğiniz son kitabı hakkında röportaj gerçekleştirdik. “Biz, "Rant-yolsuzluk-sömürü” çarkını "ticaret-tarikat-siyaset” sosuna bulandırıp bize yutturmaya çalışanlardan medet ummayız”diyen TKP’nin Manisa Büyükşehir Adayı Çınar, bu ablukayı dağıtacak bir iradeye ihtiyaç duyulduğunu belirterek, 31 Mart akşamından ve 1 Nisan sabahından itibaren de yine alanlarda, meydanlarda, fabrikalarda, okullarda örgütlenmeye, güçlenmeye devam edeceklerini söyledi. Menekşe Restaurant’ın Yeni Mahalle’de bulunan şubesini işleten Hüseyin Yıldırım ve ortağı Ömer Bediroğlu, et kebap ürünlerinin yanı sıra farklı olarak verdikleri lahmacun hizmetiyle kısa sürede tercih edilir oldular. ​​​​​​​Türkiye’nin önde gelen siyaset bilimcilerinden Murat Bahadır Akkoyunlu, Türkiye’nin dünyada küresel çeteler karşı verilen mücadelede başı çektiğini ve 2500 yıllık devlet aklıyla hareket ettiğini söyledi.   Bütün bu varsayımlar altında, toplam sanayide istihdam edilecek nitelikli iş gücü ihtiyacının artacağı, eğitim ve gelir düzeyi yüksek bir iş gücü yapısının oluşacağı öngörülmektedir. “Bu arka bahçe diye nitelendirdiğimiz federasyon siyaset üretecek, yeni siyasetçiler yetiştirecek-geliştirecek. Yetiştirdiği genç kardeşlerimizi topluma arz ederek siyasi kadrolarda ve bürokrasilerde yer almalarını sağlamak.
    1 2 3 4 5 6 7 8
    21°
    Yarın:22°
    Açık
    Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
    Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
    Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
    Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim