Misafir
6,0728
5,3686
214,29
ÜYE GİRİŞİ

Lider nasıl yetişir

Siyaset Bilimci- Eğitimci- Yazar Ozan Erdem ile 23 maddeden oluşan, liderlik özellikleri ile donanmış şahsiyetlerin yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla hazırladığı; “Lider Bir Şahsiyetin İnşâsı” adlı, keyifle okuyabileceğiniz son kitabı hakkında röportaj gerçekleştirdik.

 

Tunay Aktaş-Röportaj

-Kısaca Ozan Erdem’i tanıyabilir miyiz?

-Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Siyasal Liderlik ve İletişim üzerine akademik araştırmalar yapmaktayım. Kamu Hukuku, Siyaset Bilimi ve İnsan Kaynakları Yönetimi alanlarında çeşitli üniversite ve eğitim kurumlarında dersler verdim. Bunlarla birlikte, son dokuz yıldır “Lider Şahsiyetin İnşası” ve “Etkin Liderlik Yöntemleri” konulu seminerler vermekteyim. Siyasal alanda ise “Siyaset Akademisi” başlığı altında: “Siyasal Liderlik ve İletişim”, “Kadim Milli Ruh: Devlet Aklı ve Yeni Yüzyılın İnşâsı” adlı ve konulu konferanslar vermekteyim. Bu alanlarda, görsel ve işitsel yayın organlarında programlar yapmakta, dergi ve gazetelerde köşe yazıları yazmaktayım.   

-Ozan Bey, uzun yıllardır Türkiye’nin birçok ilinde binlerce kişiye liderlik konferansları veridiniz. Şimdi de bu konuda içi dolu bir kitapla okurlarınızla buluştunuz. Neden “Lider Şahsiyetler” yetiştirmeye kendinizi adadınız?

–Günümüzde materyalist ideolojilerin hakim olduğu yeryüzünde, insan odaklı ve değer merkezli bir dünya anlayışından; maddeci, çıkar odaklı bir dünya anlayışına geçilmektedir. Küresel sömürü sistemi, değerlerin yozlaşmasına hatta yok olmasına sebep olmaktadır. Toplumsal çözülme dediğimiz olgu, hep insani değerler düzeyinde yaşanan bu yozlaşma ve ahlaki değerlerden uzaklaşma sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kadim medeniyetimizin dayandığı; ahlak, erdem, merhamet, şefkat, vicdan, adalet, hoşgörü, barış, kardeşlik vb. güzel insani özelliklerin içi sürekli boşaltılarak adeta altı oyulmaktadır. O halde, hakikat temelli değerleri hakim kılmak için; insanlığa umut olacak, insanlığın yaralarını saracak, kan gözyaşlarını durduracak, insanlığı aydınlatacak insanlara ihtiyacımız var. Bu yüzden, erdemli, güvenilir, olduğu gibi görünen, gaye ve davası olan, sorumluluk taşıyan, liyakatli, ehliyetli, dirayetli, cesaretli, adaletli, merhametli, şefkatli, vicdanlı, vefalı, sadakatli, teşkilatlanmayı bilen, “ben” yerine “biz” diyen, ekip ruhunu benimsemiş, gurur ve kibirden uzak, hakikat yolunda dertli, sevdalı, Hakk’a aşık olan liderlik vasıflarını haiz şahsiyet sahibi insanlar yetiştirmek zorundayız. Zira lider şahsiyetler, değerleriyle ve ahlak anlayışlarıyla, üsluplarıyla ve davranış biçimleriyle ailelerine, sosyal çevrelerine, milletine ve hatta insanlığa örnek olurlar. Bu sebeplerden, biz de sorumluluk hissederek bu özelliklere sahip lider şahsiyetlerin yetişmesine kendimizi adadık.

-Kısaca “Lider Şahsiyet”i tanımlar mısınız?

-Toplum içinde yaşayan ve sosyal bir varlık olan insan; evde, işte, sosyal ve siyasal ortamda, hayatın her alanında, bazen yöneten bazen ise yönetilen olarak yönetim sürecinin içerisindedir. İnsan, tüm bu alanlarda liderlik özellikleri ile donanmalıdır. İşte “Lider Şahsiyet” demek, mesleği ne olursa olsun, hangi işi yaparsa yapsın; Hakk için, Hakk aşkıyla yapan, Hakk ve hakikat yolunda yaşayan ve yaşantısıyla insanlara rol model olan, rehberlik yapan kişi demektir.  

-Lider  Şahsiyetlerin, rol model olması çok önemli. Bu konuyu biraz açar mısınız?

-Bazı kişiler, bilgedir, âlimdir ancak insanlara ve topluma bir faydaları yoktur. İlkeleri, değerleri, idealleri olan bir âlimin, arif olabilmesi için söylediklerini yaşayabiliyor olması gerekir. Bu anlamda, arif olmak, âlim olmaktan daha zordur. Zira arif kişi hem kendisine hem de insanlara şekil verir. O halde lider şahsiyet, söylediğini yaşamalı; yaşadığını söylemelidir. Telkinde ve tebliğde bulunduğu insanlara karşı müdafaa ettiği davasını hayatında göstermeli ve insanları davet ettiği ilkeleri, değerleri, sorumlulukları bizzat kendi hayatıyla ve ahlakıyla ortaya koymalıdır ki yaşantısı insanlar için bir örnek teşkil etsin. Bu anlamda lider şahsiyet, onu takip eden insanlara ne yapmaları gerektiğini öncelikle anlatarak değil, yaşayarak gösterir. Mesleğimizin ne olduğu önemli değildir. Önemli olan rol model olabilecek şekilde bir hayat sürmektir. Hangi işi yaparsak yapalım, Hakk aşkıyla ve adıyla yaparsak rol model oluruz. Bizi model alanlar içerisinden de birçok lider şahsiyetler daha çıkar.

-İletişim eğitimleri de veriyorsunuz. Eserinizde de lider şahsiyette olması gereken özelliklerden bahsederken iletişim konusuna da değiniyorsunuz. Nedir iletişim?

-İletişim, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarındandır. Toplumsal bir varlık olan insanoğlu, hem kendi türüyle hem de diğer canlılarla iletişim kurmak zorundadır. İletişim, hayatın vazgeçilmez bir unsurudur. Hayatın her alanında, her yerde ve her zaman iletişim vardır. İletişim kurarken kullandığımız sözlü ve yazılı iletişimin yanında; beden dilimiz, yüz ifadelerimiz olan jest ve mimiklerimiz, bakışlarımız, ses tonumuz ve vurgulamalarımız, giyim şeklimiz ve imajımız gibi birçok iletişim unsuru vardır. Ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz ve karşı tarafın ne anladığı çok önemlidir. Bunların hepsi bir bütündür ve etkili bir iletişimin ayrılmaz parçalarıdır. Bu anlamda lider şahsiyet, iletişim ustası olmak zorundadır.

-Kitabınızda iletişimi özellikle gönülleri bağlamak olarak anlatıyorsunuz. Kısaca açıklar mısınız?

-Bir kişinin sözleri ne kadar düzgün, ahengli, heyecanlı, vurgulu olursa olsun, inanan bir kalpten çıkmadıkça, kalpleri bulamaz ve dinleyenlerde hiçbir etki uyandırmaz. Bu yüzden lider şahsiyet, iletişimin anlamını, sözün kökü olan “ilmek” (bağlamak) kelimesinden hareketle, “gönülleri bağlamak” şeklinde algılamalıdır. “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez. Gönülden gönüle gider.” dizelerinde, üstadın müthiş bir deyişle ifade ettiği gibi, kalpten çıkanlar kalpleri bulur, diğer türlü ağızdan çıkan sözler ise bir kulaktan girer, muhatabında hiçbir tesir oluşturmadan diğerinden çıkar. Sözler, gönülden söylenmeli ki gönülleri bulsun. Zira gönülden geçmeyen söz, dilden dökülmez. Gönülden konuşan kişi az, öz ve sade konuşur; ancak konuştuğunda etkili konuşur, insanı kendinden geçirir, yakar, kavurur. O halde, lider şahsiyet, insanların duygularına hitap edebilmek için önce kendisi kalpten konuşmalı ve insanların kalplerine dokunmalıdır.

-Kitapta da iletişimi anlatırken özellikle “Gönül Dili”nden bahsediyorsunuz. Kısaca nasıl tanımlayabiliriz gönül dilini?

-Mevlana’nın: “Şimdi ben sana, dilsiz-dudaksız, gönül diliyle yeniden yeniye eski sırlar söyleyeceğim, dinle!” dediği gibi, aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. Zira öyle sükut vardır ki en etkili söz yanında sönük kalır. Öyle bakış vardır ki gönüllere işler ve oradaki en kötü duyguları, hakikat ışığı ile aydınlatır. İşte bu dil, dünya üzerindeki tek evrensel dil olan, gönül dilidir. Gönül dili, bildiğimiz lisan değildir. Gönül dili; muhabbettir, neşedir, zevktir, ruh ve maneviyat dilidir. Gönül dilinde, ten dili depreşmez, hiç kımıldamaz; can diliyle anlatılır, bütün anlatılmak istenenler. Gönül dili, kalplerle kalplerin konuşup anlaşmasıdır. Gönül dili; lisan-ı kalptir, lisan-ı haldir. Bu yüzden, “Lisan-ı hal, lisan-ı kalden entaktır.” (İnsanın hal ve hareketi, sözünden daha tesirlidir.) denir. Çünkü baş dili yalan söyleyebilir ama gönül dili asla yalan söylemez. Baş gözü, her şeyi görmeyebilir lakin gönül gözü her şeyi görür. Zira gönül dili, gönül gözü ve gönül kulağı Rahmandandır.

-Böylece çevremizle, samimi ve içten bir iletişim kurmuş oluyoruz. Siz de kitabınızda, “Sözün gücü, gücünü samimiyetten alır.” diyerek belirtiyorsunuz. Son olarak samimiyetten de bahsedelim isterseniz.

-Tabi ki, memnuniyetle. Lider şahsiyet; samimi, içten, candan bir iletişimle kendisine hasım olan insanlarla dahi bir gün dost olabilir. Yunus Emre’nin: “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.” deyişinde de ifade edilen sözün gücü, gücünü samimiyetten alır. Samimiyet, kişinin özüyle sözünün bir olmasıdır. Samimiyet, kalpten gelenin, dil ile dışarıya söylenmesidir. Samimiyet, kalplerin konuştuğu bir dildir. Bu hususta, Mevlana’nın da belirttiği gibi: “Kalp, deniz; dil, kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.” Yine Mevlana’nın: “Gönlü ve sözü bir olmayan kişinin, yüz dili bile olsa o, gene dilsiz sayılır.” ifadesi de iletişimde, samimiyetin önemine vurgu yapar. Lider şahsiyetin, kalbiyle dili arasında samimiyet köprüsü vardır. Lider şahsiyet, işte bu samimiyet köprüsünü, insanlarla kurduğu ilişkilerde de inşa ederek gönülleri birbirine bağlar. Zira lider şahsiyet, Yunus Emre’nin: “… Dostun evi gönüllerdir. Gönüller yapmaya geldim.” sözlerini şiar edinir.

-Gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu. Teşekkür ediyorum.

-İlginiz ve emekleriniz için ben teşekkür ederim.       

    Yorum Yazın :Misafir

    Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

    21°
    Yarın:22°
    Açık
    Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
    Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
    Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
    Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim