Misafir
4,5832
3,8826
107.717
159,5071
ÜYE GİRİŞİ

Tarım temsilcilerinden hükümete uyarı!

Çiftçi-Sen, Tarım Orkam-SEN, Ziraat Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraatçılar Derneği yaptıkları ortak açıklama ile şeker fabrikaları, sular, kamuya ait orman ve çiftçiye ait arazilerin özelleştirilmesinin küresel çıkar çevrelerinin amaçlarına hizmet eden politikalar olduğunu savunarak, hükümete bu uygulamadan vazgeçmesi uyarısında bulundu.

Tarım temsilcilerinden hükümete uyarı!

 

Çiftçi-Sen, Tarım Orkam-SEN, Ziraat Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraatçılar Derneği yaptıkları ortak açıklama ile şeker fabrikaları, sular, kamuya ait orman ve çiftçiye ait arazilerin özelleştirilmesinin küresel çıkar çevrelerinin amaçlarına hizmet eden politikalar olduğunu savunarak, hükümete bu uygulamadan vazgeçmesi uyarısında bulundu.

 

MUZAFFER KİRT

 

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Tarım  ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası, Manisa Ziraat Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Türkiye Ziraatçılar  Derneği temsilcileri ortak basın açıklamasında bulunarak, hükümetin tarım politikalarını eleştirdi.

Manisa Ziraat Mühendisleri Odası’nda yapılan basın açıklamasında, özellikle Yeni Torba Tasarıyla ormanların, arazilerin ve suların özelleştirilmesinin önünün açıldığına vurgu yapıldı.

Oda ve dernekler adına basın açıklamasını Manisa Ziraat Odası Başkanı Müjgan Şenay okudu. Şenay, açıklamasında, asıl hedefi yalnız ülkemizin şeker gereksinimini karşılamak değil, tarımı ve dolayısıyla çiftçiyi kalkındırmak olan şeker fabrikalarının özelleştirilmek istenmesinin, toplumun her kesiminde haklı tepkilere ve endişelere yol açtığının altını çizdi.  Şeker pancarı ülke tarımının gelişmesinin, modern tarım tekniklerinin uygulanmasının, tarım sanayinin ve kırsal kalkınmanın temel direği olduğunu vurgulayan Şenay açıklamasında şu ifadelere yer verdi “Fabrikaların satılması salt ekonomik bir yaklaşımla değerlendirilmemelidir. Aynı zamanda sanayileşme ile kalkınma düşüncesinin terk edilmesi de söz konusudur. Neo liberal politikalara geçiş uğruna terk edilen bu anlayış yerliliktir, milliliktir, bağımsızlıktır. 24 Ocak kararlarının uygulanması için kurgulanmış 12 Eylül Darbesi sonrası planlamadan vazgeçilmiş, tarımda desteklemeler kaldırılmış ve küresel sermaye dayatmaları sonucu özelleştirme adı altında ülke yağma ve talana açılmıştır. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi aynı zamanda, pancar şekeri ile nişasta bazlı şeker arasındaki tercihi gösteren bir politikanın yansımasıdır. Nişasta bazlı şekerin sağlığımıza olan zararları yapılan her yeni bilimsel çalışmayla artarak ortaya çıkmaktadır. Nişasta bazlı şekerin üretimine ve ithalatına ilişkin etkin kontroller söz konusu değilken, bir anlam ifade etmeyecek kota azaltmalarının, kamuoyunu yatıştırmaya yönelik göstermelik bir hamle olması dışında bir anlamı bulunmamaktadır.”

‘TOPLUMUN İSTEKLERİNE KULAK VERİLMİYOR’

Şenay, siyasi iktidarın şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili toplumun isteklerine kulak vermeyip ortada görülmediğini, TBMM’ye sevk ettiği ve komisyon görüşmeleri tamamlanarak Genel Kurula sunulan yeni bir torba tasarıda ülke sularına, arazilerine ve ormanlarına yönelik yeni tehditlerle ortaya çıktığını belirterek “Torba tasarıyla bir veya birden çok havzadaki su varlıklarının gerçek ve tüzel kişilere su kullanım izni verilerek tahsis edilmesi yoluyla özelleştirilmesinin önü açılmak istenmektedir. Daha önce mikro HES uygulamaları ile doğanın kılcal damarları olan derelerimizin, çaylarımızın su kullanım hakları özel sektöre verilmiş, kadimden beri kırsaldaki insanımızın tasarrufunda olan sular, yöre halkından ve ekosistemdeki canlılardan kaçırılmıştı. Torba tasarıyla canlıların en temel hakkı olan suyun metalaştırılması yönünde yeni bir adım daha atılmaktadır. Yani Tasarı açık bir biçimde, “gökten yağan yağmurun birikmesi, düşen karın erimesiyle oluşan suları, şirketler çiftçiye para karşılığı satacak” diyor! Halkın ortak varlığı olan su varlıklarımız sermayeye peşkeş çekilemez. Suyun metalaştırılıp, çiftçiye fahiş fiyatla sulama suyu satılması tarıma  ve üretime vurulmuş  büyük bir darbedir.

DSİ’nin sorunsuzca işlettiği sulama sistemi ve düzeni; bugünleri hazırlamak için önce lağvedilmiş ve daha sonra da sulama birlikleri kurdurularak tarla içi dağıtım ve yönetim işi sulama birliklerine devredilmişti. Sulama birliklerinin yaşadığı sorunların çözümü konusunda herhangi bir çaba gösterilmeyip, durumun içinden çıkılmaz bir hale dönüşmesi beklenmiştir. Hazırlanan tasarıyla sulama birlikleri ve sulama kooperatiflerinin önce DSİ’ye sonra yerel yönetimlere ve özel sektöre devrinin önü açılmak istenmektedir.

TOPRAKLAR KÜRESEL SERMAYENİN ELİNE GEÇECEK!

Düzenlemenin bu şekilde yapılması yıllar önce hazırlanan Dünya Bankası Raporlarında önerildiği gibidir. Bu hizmetlerin özel sektöre devredilmesi,  tarlalara su saati takılmasıyla birlikte zaten üretim yapmakta zorlanan çiftçilerin tümden tasfiyesine, kırsaldan koparılmasına ve toprakta mülkiyet değişimine yol açacaktır. Dünyada örneğini başka ülkelerde de gördüğümüz bu uygulama sonrası topraklarımız küresel tarım sermayesinin eline geçecek ve ülkemiz gıda güvencesinden yoksun, açlıkla terbiye edilen bir ülke haline gelecektir.”diye konuştu.

‘MÜLKİYETİN KORUNMASI İLKESİ YOK EDİLECEK’

Tasarıda endişe uyandıran bir diğer konunun da zorunlu arazi toplulaştırması olduğuna dikkat çeken Şenay “Halen toplulaştırma için arazi sahiplerinin yarısından bir fazlasının onayı gerekmesine karşın, tasarıda “DSİ tarafından bağlı olduğu bakanlığın talebi ve Bakanlar Kurulu Kararı ile isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir” hükmü yer almaktadır. Tasarıya göre Bakanlar Kurulu’nun arazi toplulaştırmaya ilişkin kararı “kamu yararı” statüsünde kabul edileceği için, zorunlu kamulaştırmanın yolu açılacak, Anayasa ile güvence altına alınmış olan mülkiyetin korunması ilkesi yok edilecektir. Torba tasarıyla  ayrıca orman alanları için de son derece zararlı olabilecek kullanım biçimlerine tahsisin önü açılmakta, ormanların altına bedeli karşılığında 29 yıllığına her türlü depolama yapılması ile imkânı getirilmektedir. “Yeraltı depolamasına” izin verilmesi, orman ekosistemlerinin, başta nükleer santraller olmak üzere çeşitli tehlikeli atıklar için depolama alanlarına dönüştürülmesi olasılığını akla getirmektedir. Ormanlara yapılan müdahale altı ile sınırlı kalmamakta, dikili ağaçların satışına imkân verilmek suretiyle, üstü de bu saldırılardan nasibini almaktadır.”şeklinde konuştu.

‘SORUMLULARI UYARIYORUZ!’

AKP Hükümeti tarafından yapılmak istenen şeker fabrikalarının ve suların özelleştirilmesi, kamuya ait ormanların ve çiftçiye ait arazilerin özelleştirilmesinin önünün açılması politikalarından en büyük zararını, üretici ve yoksul halk kesimlerinin göreceğini belirten Şenay son olarak şunları söyledi “ Yapılmak istenenler, uzun dönemde uluslararası sermayenin ve küresel çıkar çevrelerinin amaçlarına  hizmet edecek politika ve tercihli uygulamalardır. Vazgeçilmelidir! Sorumluları uyarıyor, bu durumu kabullenmediğimizi ve takipçisi olacağımızı kararlılıkla ifade ediyoruz. Mesleğimize duyduğumuz saygı, halkımıza karşı olan sorumluluğumuz gereği, yapılmak istenenleri kamuoyu ile saygıyla paylaşıyoruz.”

Yorum Yazın :Misafir

Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim