Misafir
4,5832
3,8826
107.717
159,5071
ÜYE GİRİŞİ

İşsizlik ruh sağlığımızı bozuyor

 

İşsizlik ruh sağlığımızı bozuyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Manisa Şube Başkanı Uzm. Dr. Selin Demet, dünyada 300 milyondan fazla kişinin depresif bozukluklar, 250 milyondan fazla kişinin kaygı bozuklukluğu yaşadığını ve bunun dünya ekonomisine olan maliyetinin 1 Trilyon dolardan fazla olduğuna dikkat çekerek, ortaya çıkan işsizliğin, ruhsal hastalıkların oluşumu için bir risk faktörü oluşturduğunun altını çizdi.

TUNAY AKTAŞ

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeniyle Türkiye Psikiyatri Derneği Manisa Şube Başkanı Uzm. Dr. Selin Demet, bir açıklama yaptı. Manisa Ruh ve Sinir hastalıkları Hastanesi Önünde açıklamada bulunan Demet, “Ruh sağlığı sorunlarının, ruh sağlığı politikalarının ve ilişkili konuların yeniden toplum ve kamuoyunun gündemine taşınması, farkındalık yaratılması ve çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır”diye konuştu.

İŞSİZLİK RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR

Bu yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü temasının “ İş Yerlerinde Ruh Sağlığı Yani Çalışmanın Ruhsal Sağlılık Hali” olduğunu belirten Demet, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 300 milyondan fazla kişi depresif bozukluklar, 250 milyondan fazla kişi kaygı bozukluklarından muzdariptir. Her iki hastalığın neden olduğu üretkenlik kaybının dünya ekonomisine olan maliyeti 1 Trilyon USD’den fazladır. İşsizlik, ruhsal hastalıkların oluşumu için bir bilinen bir risk faktörüdür. Ancak olumsuz bir iş yaşamı da fiziksel ve ruhsal hastalıkların meydana gelmesine geniş bir zemin hazırlamaktadır. Olumsuz iş yaşamı, depresyon ve kaygı bozuklukları dışında alkol madde kullanım bozuklukları devamsızlık, tükenmişlik gibi üretkenliği derinden etkileyen sonuçlar doğurabilmektedir” diye konuştu.

Demet,  ruh sağlığının bozulmasının iş yeri ilişkili olan risk faktörlerini şöyle sıraladı, “Yetersiz sağlık ve güvenlik politikaları, Yönetimin çalışanlara yetersiz iletişim kuması, karar verme süreçlerine çalışanı dahil etmekte yetersizlik yaşanması ve çalışanın kendine ait çalışma yaşamı ile ilgili duygusunun düşük olması, çalışana destek sisteminin yetersiz olması, esnek olmayan çalışma saatleri, görev tanımlarının net olmaması, yapılan işin içeriğinin çalışana uygun, iş yoğunluğunun ise yapabileceğinden fazla olması en sık  görülen risk etmenleri olarak belirlenmiştir.”

HER 100 KİŞİDEN 10’U MOBBİNG GÖRÜYOR

ABD’de çalışanların yüzde 49’unun yakın ve uzak geçmişte mobbinge maruz kaldıklarının bildirildiğini ifade eden Demet,  “25 Avrupa ülkesi genelinde yapılan çalışmada iş yerinde psikolojik tacize uğrama oranı yüzde 5 olarak belirlenmiş ve son 1 yıl içerisinde her 20 kişiden birinin iş yerinde psikolojik tacize uğradığı bildirilmiştir. Ülkemizde 2012 yılında yapılan mobbing araştırmasında iş yerinde mobbinge uğrama oranı yüzde 10 olarak belirlenmiştir. Bu raporda en sık görülen mobbing türleri, birinci sırada yıldırma ve yıpratma, ikinci sırada kapasite üzerinde iş yükleme, üçüncü sırada ise alay etme, küçük düşürme, hakaret olarak belirlenmiştir.”ifadelerini kullandı.

ÜLKEMİZDE 708 BİN ÇOCUK İŞÇİ VAR

Türkiye’de 15-17 yaş arasında çalışan 708 bin çocuğun bulunduğunu belirten Demet, “ Çalışan her 5 çocuktan 4’ü kayıt dışı olarak çalışmaktadır. Çalışan çocukların sadece yarısı okula devam edebilmektedir. 2016 yılında 56 çocuk işçi iş cinayeti sonucunda hayatını kaybetmiştir. Erişkinlere göre düzenlenmiş çalışma ortamlarında çocukların deneyimsiz, meraklı ve fiziksel olarak yetersiz olmaları sonucunda iş kazası yaşama riskleri erişkinlerin iki katıdır. Çalışma hayatı çocuğun gelişimi için gerekli olan temel bedensel, sosyal, zihinsel ve duygusal gereksinimlerin karşılanmasını engellemektedir. Sokakta çalışmak zorunda bırakılan çocuklar hem fiziksel hem de cinsel istismar açısından daha büyük risk altındadır”diye konuştu. 

KADINLAR DAHA FAZLA PSİKOLOJİK TACİZE UĞRUYOR

Demet, “İş yerlerinde çalışanların cinsiyetlerine göre psikolojik tacize uğrama sıklığına bakıldığında özel sektörde erkeklerin, kamu sektöründe de kadınların daha fazla psikolojik tacize uğradıkları görülmüştür. Genel literatürde bakıldığında erkeklere göre kadınların daha az da olsa daha fazla psikolojik tacize ya da gizli ayrımcılığa uğradığı bildirilmektedir. Ayrıca anne olan kadının iş yaşamında çok sayıda güçlükler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi doğum sonrası izin süresinin kısa olmasıdır. Anne ve bebeği arasında güven ilişkisinin kurulduğu en önemli dönemler anneler işe başlamak zorunda kalmakta, hem anne hem de bebeği birçok ruhsal sıkıntıları ortaya çıkmaktadır. Doğum sonrası en az bir yıl ücretli izin verilmesi anne ve bebeğin olası ruhsal sorunlarını önleyecektir” diye konuştu.

 

    Yorum Yazın :Misafir

    Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

    1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
    21°
    Yarın:22°
    Açık
    Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
    Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
    Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
    Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim