Misafir
4,5832
3,8826
107.717
159,5071
ÜYE GİRİŞİ

SEN YOLU BİLİYORSUN

Bu hikaye sevgilinin derin anlamını ihtiva eden tüm canlılara ithaf edilmiştir...

\r\n\r\n

SEN YOLU BİLİYORSUN

\r\n\r\n

Kül tablasındaki sigaraları saydı yaşlı kadın, sevgilisi onu terk edip gittikten sonra saydığı sigaraların sayısı da gün geçtikçe artıyordu. Gözü pencereye ilişti. Hep bir gelen bekliyordu. Eşi vefat ettikten sonra kafa dengi saydığı sevgilisi de onu bırakıp gidince duvar saatini söküp atmıştı duvardan. Çünkü bırakıp gidenler gibi duvar saati de gerçek değildi. Kim önemsiyordu ki zamanı gençlerden başka ondan geçmiş miydi sordu kendine hala genç olabilir miydi? Belki randevulara zamanında gitmek için gençler gibi on beş dakika öncesinden değil de bir saat öncesinden çıksa evet kendini genç hissedebilirdi. Ya da penceresinden saldığı alışveriş sepetini aşağıya inip alması ayağını burkmasına sebebiyet verebilirdi. Ne bileyim işte makyaj yapsa kapatabilir miydi tüm yaşanmışlıkların izi olan kırışıklıklarını. Gençliğinde erkekleri büyüleyen kirpiklerine sürdüğü rimel eskisi gibi büyü etkisi yaratacak mıydı? Peki ya yine renkli çoraplar giyse bu sefer soğuktan içi titremez  miydi. Söktüğü duvar saatini tekrar takması gerekiyordu da bunun için hazır hissetmeliydi kendini. Günleri karıştıran ruhu saatten  anlasa ne fayda edecekti ki. Bir sigara daha... Bir sigara daha... Akciğerleri küf tutsa umrunda değildi. Annesinin ördüğü beyaz yün şalını omzuna attı ve saati ile birlikte terasa çıkmaya karar verdi. Beyaz terliklerini giymek istedi nasıl da kendi kendine ağır geliyordu yükü. Terasa çıkıp sabah gidip de geri dönenlerin listesini yapmaya çalışıyordu yarım lokma okuma yazması ile... Yaklaşık bir aydır alışkanlık ettiği bu durumdan muzdarip olan terastaki eski kitaplıktı. Her gün bir çekmeceden yüzlerce isim rüzgarla yere düşüyordu. Ertesi hafta yere düşen isimlerin başından türlü türlü olaylar geçiyordu. Yaşlı kadının ne yapmak istediğini anlamıştı eski kitaplık. Sözüm ona gelen giden listesinde gidip de dönmeyen isimlerin kimler olduğunu tespit edecek ve sevgilisinin onu terk edişine haklı sebepler türetecekti. Radyonun bozuk sesi bir an için düzeldi;

\r\n\r\n

"Çok seneler geçti çok seneler geçti dönen yok seferinden....

\r\n\r\n

 .............................................................................................."

\r\n\r\n

Listeyi yere aniden bıraktı, saate öyle sıkı sarıldı ki saatin camı ha kırıldı kırılacak. Ah yaşlı kadın senin canın ne ki batan cam kırıklarını bir kez daha ayıklamak zorunda kalacaksın. Kendine gelmek istese de şarkı buna izin vermedi. Ah bilmem ki insan yetmiş üç yaşında da aşık olup aşkını bekleyebilir miydi? Yetmiş üç çok mu geçti? Çılgın bir rüzgar çaldı uzaklardan, yaşlı kadının ayaklarındaki terliği çıkartacak kadar çılgındı. Kağıtların hepsi sokaklara esti. Yoldan geçen insanlar üzerlerine yağan kağıtlara dokundu ne yazıyordu. Aşk, sevgi, keder, kader, baht, özlem, sefa, gülücük, saat, yetmiş üç yaş,......

\r\n\r\n

Yaşlı kadının gelen ve giden listesinde yer alan isimler olmalıydı bunlar. Kimse anlam veremedi. Rüzgar aldı başını gitti bir uzak sevgiliye "Gel" dedi. Hadi uyan gidiyoruz. Seni yıllardır bekleyen bir yürek var. Sevgili rüzgara yazılan sözleri dinledi. Rüzgar, sevgiliyi yormadı hemen bir anda sevgiliyi yaşlı kadının kahverengi kapısına ulaştırdı. Kapıyı çaldı sevgili, çaldı, çaldı...Saatlerce... Açan olmadı.

\r\n\r\n

Yaşlı kadın saate sarılıp rüzgarın yorgunluğu ile uyuyakalmıştı siyah eski bir somya üzerinde. Bırak sesleri kendini bile duymuyordu. Ayakları üşüse de oradan kalkacak mecali bile kalmamıştı. Sevgilinin nidaları rüyasından uyanıp kapıya kulak kesilmesine sebep olmuştu. Doğruldu. Ses kalbinden mi geliyordu yoksa gerçekten sevgilinin sesi miydi bu? Sesin dinmesini bekledi tıpkı aldatıcı bir yağmur gibiydi bu ses, var ile yokların arasında sıkışıp kalmış tüm cihanda eşi benzeri bulunmayan yegane bir tınıydı bu duyduğu. Beyaz şalını aldı, terastan inmek üzere beyaz terliklerini giydi. Bu bir rüya bile olsa kapıya doğru yönelmeye değerdi. Kapıya inmek üzereydi. Eli kapının koluna uzandı. Bileklerinde ki güç ha bitti ha bitecekti zor açabildi kapıyı. Kapı sonuna kadar aralandı. Kapının önünde yaşlı kadına sırtı dönük oturan bir sevgili vardı. Onu mavi gömleği ve kulaklarının boyundan bile tanıyabilirdi. Yaşlı kadın usulca;

\r\n\r\n

-Sevgili....

\r\n\r\n

dedi ve sustu.

\r\n\r\n

Sevgili başını soldan sağa doğru mahcup bir şekilde çevirdi. Yaşlı kadın bunun hala daha bir rüya olduğunu düşünüyordu. Kendi elini sıktı. Göz bebekleri büyüdü. Tam bir dakika konuşmadan bakıştılar sevgili ile. Yaşlı kadın neredeyse tüm kötü anıları unutup sevgiliye sarıldı sarılacaktı. Nitekim sarıldı da hem de sımsıkı. Sevgili dayanamadı ve ekledi;

\r\n\r\n

-Tamam güzel sarıldık biraz sohbet etmeyelim mi? Biliyorum seni çok beklettim tamam ama beni dinlersen belki hak verirsin belki yeniden aşkını diri tutabilirim. Üzme beni biliyorum konuşunca kızacaksın hadi ama sarılmak faslını çok uzun tuttuk.

\r\n\r\n

Diye devam etti.

\r\n\r\n

Yaşlı kadın hala daha sımsıkı sarılır vaziyette sevgiliye tutunmuştu. Sevgili iki elini yaşlı kadının beline koyar koymaz yaşlı kadının yorgun ve bednam bedeni bir anda yere yığılmıştı. Sevgili, yaşlı kadının hemen kalbini dinledi. Yavaş yavaş bir ses saatin yelkovanından bile yavaş bir ses duydu duymadı. Ardından duymadı. Yaşlı kadının elinden düşen saati bile daha çok tıklıyordu kalbine nazaran. O tertemiz bir kapanış yapmıştı iki penceresinin ortasındaki eski kapının ağzında. Ayaklarında beyaz terlikleri, üzerinde beyaz yün şalı, elinde hala sağlam beyaz bir duvar saati. Duvar saati bu sefer en doğru zamanı gösterecekti sevgiliye. Sevgilinin gözleri saate ilişti saat durdu.

\r\n\r\n

Sevgili başını önüne eğdi. Ve rüzgara kızdı;

\r\n\r\n

- Neden neden beni daha erken getirmedin buraya?

\r\n\r\n

Rüzgar tek bir cevap verdi sevgiliye. Terastan uçan son kağıt parçası sevgilinin ayaklarının önüne uzandı. Üzerinde;

\r\n\r\n

"Sen yolu biliyorsun" yazıyordu. Yaşlı kadının yarım yamalak el yazısı ile...

\r\n\r\n

Sen yolu biliyorsun....

\r\n\r\n

Sevgili yolu bilir.

\r\n\r\n

Gerçek sevgili olmamız dileği ile.

\r\n\r\n

Sevgilerle.

\r\n

Yazarın Diğer Yazıları

27.06.2016 - GÖK YÜZLÜ 23.06.2016 - BİR DELİNİN BİR GÜNÜ 22.06.2016 - BİR DELİNİN GÜNCESİ 16.06.2016 - BEDAVA ÖĞLE YEMEĞİ YOKTUR 03.06.2016 - BEŞ DUYU 29.05.2016 - OGG 19.05.2016 - DON 13.05.2016 - ELE AVUCA SIĞMAYAN(I)LAR 06.05.2016 - İL(L)ET İŞİM 29.04.2016 - SEN YOLU BİLİYORSUN 21.04.2016 - AŞKSAL DEDİKODULAR 15.04.2016 - SERÇE PARMAK 14.04.2016 - DÖRDÜNCÜ AYIN ON BEŞİ 01.04.2016 - ALÜMEÇ 25.03.2016 - SAATLİ GÜNLER 18.03.2016 - RUH KABI 11.03.2016 - VEFATSIZ ACI 04.03.2016 - NİŞANLAN(MA), EVLEN(ME), BOŞAN(MA) 25.02.2016 - BİLMEM KAÇ SAYILI SEVGİ KANUNU 22.02.2016 - İÇ'SEN'LEŞTİR 12.02.2016 - BAKIR TASLAR 04.02.2016 - ÖZÜR DİLERİM 28.01.2016 - SEVGİ İZİ 21.01.2016 - Kendini uyanık zannedenler klubü 15.01.2016 - SİMURG 08.01.2016 - MORENİCA 30.12.2015 - KIŞ KAVUNU 17.12.2015 - ÇİLEKLİ ÖĞÜTLER 11.12.2015 - ZAMİRLİ VANİLYA 26.11.2015 - AKIL OYUNU 26.11.2015 - SİYAH ZEYTİN 12.11.2015 - BAZI BİRİLERİ 06.11.2015 - ÖZDE 25.10.2015 - Çocuk Sev Diyorum 08.10.2015 - MÜSTAKİL EVLER 01.10.2015 - NE(SİL), NE KALEM NE DE BİZ 16.09.2015 - KAVUN KARPUZ 11.09.2015 - Gün DEMLİ 03.09.2015 - HİÇ HABERİM YOK 27.08.2015 - ŞAPKANI TAK 21.08.2015 - KOKULU KADINLAR

Yorum Yazın :Misafir

Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim