Misafir
4,5832
3,8826
107.717
159,5071
ÜYE GİRİŞİ

ANKARA-GÜVENPARK SALDIRISI

ANKARA-GÜVENPARK SALDIRISI

\r\n\r\n

Güvenpark’taki patlamayı, Türkiye’nin PKK-PYD’ye yönelik yaptığı operasyonlara karşılık olarak okumak basit bir analiz olur. Veya şu devlet yaptırdı, şu devletler var saldırının arkasında demek de. Biz, “Neden?” sorusunu sormak zorundayız. Zira, gerçek çok daha derin ve kompleks olarak karşımızda. Milli bir akılla en ince ayrıntısına kadar tüm olasılıkları hesaplayarak, cesur bir şekilde ifade etmemiz lazım.

\r\n\r\n

Kimin bu saldırıları yaptığından çok biz büyük resme bakalım. Her iki saldırının da PKK tarafından, onun Suriye kolu PYD/YPG tarafından yapıldığı açıklandı. Daha doğru tabirle ise PYD’ye ihale edildi. Uluslararası ilişkilerde “Proxy War- Vekaletler Savaşı” denilen bir tabir vardır. Bir ülkenin savaşını başka bir güce yaptırmasına denilir. Bu bazen bir devlet olur, bazen şimdiki olaydaki gibi bir terör örgütü olur. O yüzden tetiği çeken ele, o işi kim verdi ve neyi amaçlıyordu diye sormamız gerekiyor?

\r\n\r\n

2013 Reyhanlı, Temmuz 2015 Urfa-Suruç, Ekim 2015 Ankara Garı, Ocak 2016 Sultanahmet ve 17 Şubat 2016 Genelkurmay’ın önünde askeri servis aracına yapılan saldırı ve pazar gecesi Güvenpark’ta sivillere yönelik yapılan bombalı eylem… Hepsinin de failleri farklı. DAEŞ’in işi, Suriye’nin işi, PKK’nın işi. Ama ortak saldırı yapılan ülke Türkiye. O zaman tüm terör örgütleri mi bize düşman ya da tüm bu maşaları tutan el mi aynı diye sorarsak gerçek azmettireni buluruz. Devlet aklı bunu zaten bilir, zamanı geldiğinde de gereğini yapar.

\r\n\r\n

Başkentte, tam devletin sinir merkezinde, Genelkurmay, TBMM, Kuvvet Komutanlıklarının yakınında Genelkurmay servis aracına yapılan saldırı ve yine Başkent’in en kalbi ve simgesel parkında bir saldırı olması her şeyden önce psikolojik bir boyut taşır. Türk Devleti zaaf içerisindeymiş algısı oluşturmak içindir. İkincisi, herhangi bir kuruma veya siyasi partiye değil bizzat devletin kendisine bir mesaj olduğu da gayet açıktır. Saldırıyı bir devletin yaptırdığını biliyoruz. Hükümet Sözcüsünün; “Türkiye’ye kimse terör örgütleri üzerinden ayar vermeye kalkmasın” açıklaması da en yetkili ağızdan, olayın arkasında uluslararası bir gücün ve verilmek istenen bir mesajın olduğunu gösteriyor. O halde bunu yorumlarken ilk akla gelen, özellikle de Suudi Arabistan ile anlaşmamız ve jetlerinin İncirlik’e gelecek olması ve birlikte hareket edecek olmamızdan dolayı, Suriye’ye giremezsiniz, uyarısı olarak okuyabiliriz. Devletin sinir merkezlerinde bile istersek bombalar patlatabiliriz, mesajı olarak okuyabiliriz.

\r\n\r\n

Peki ya farklı bir bakış açısıyla bakıp, adı bugünlerde hiç geçmeyen ama tüm bu yaşananlardan en karlı çıkacak devlet olan ve her zaman bu tür saldırıların arkasında, planlamasında eli olan bir devlet, Türk Devleti’ne ve Türk Milleti’nin algısına; “Hadi artık. Bu mücadele, en mahrem yerinizde sizi bombalıyor. Artık, TSK sınırı aşıp, Suriye’ye müdahale etmesi lazım. Sabrınız tükenmedi mi?” dedirtmek istiyor olabilir. Bizi o bataklığa çekmek istiyor da olabilirler.

\r\n\r\n

Devlet aklı duygularla hareket etmez ama halkın tepkisi ile hükümetler üzerinden farklı planlar yaptırtmaya zorlanabilir ülkeler. Bu savaş masada bitecek. Ve bu masada, Türkiye, Halep ve Musul hattına sahip olmak zorundadır. Yeni dünya düzeninde büyük devletler oyunu nasıl oynuyorsa, Türkiye’de öyle oynamak zorundadır ki oynadığı için ve “Diriliş” gösterdiği için tüm bu saldırılar.

\r\n\r\n

Hem stratejik hem politik hem tarihi birikim olarak, dünya üzerindeki tek kilit ülke Türkiye. Mezopotamya coğrafyası, savaşların, dinlerin, tarihin ve şuanda da en önemlisi su ve enerjinin merkezi. Bu saldırılar ne ilk ne son olacak. Maalesef daha da artarak devam edecek. Lakin, devlet aklı ilk kez milli bir duruşla elinden gelenin fazlasını yapıyor. Taşeron terör örgütü adı altında birçok büyük devletle savaşıyor. Onların özel eğitimli istihbaratçılarıyla ve onların silah ve para desteği yaptığı ve eğittiği terör örgütleri ile savaşıyor. Mücadele çok sert.

\r\n\r\n

Yıllardır çeşitli siyasi analizlerde söylenen bir şey vardır: “Musul alınmazsa, Bekir’in diyarı, Diyar-ı Bekir verilir.” Şayet, Türkiye büyümezse küçülür. Musul için geçerli olan Halep içinde geçerlidir. Zaten öz be öz Türk diyarı olan, bizim olan, sadece 90 yıl önce İngiliz oyunu ile elimizden zorla alınan kendi toprağımızdır hepsi.

\r\n\r\n

Bunlar ne Haçlı’dan ne Moğol istilalarından ne de Çanakkale’de üstümüze gelen düvel-i muazzamadan daha güçlü değiller. Ne güneşi doğudan doğurabilirler ne de batıdan batırabilirler. İnanıyorsanız, üstün olan sizsiniz, diyor Allah. Yeni yüzyılın İstiklâl ve İstikbâl Savaşı, haç ile hilalin, batıl ile Hakk olanın savaşı olarak bizzat yaşanıyor. “Bir hilal uğruna Ya Râb, ne güneşler batıyor” dediği gibi üstadın daha çok güneşler batacak ama yeniden Çanakkale’deki gibi “Bedr’in Aslanları”nı örnek alıp, muzaffer olacağız ve hakikat güneşi, zaferimizle bu topraklarda tekrardan doğacak inşallah.

\r\n\r\n

 

\r\n

Yazarın Diğer Yazıları

24.05.2016 - BİNALİ YILDIRIM ve GİZLİ KAHRAMANLAR 06.05.2016 - BÜYÜK TÜRKİYE ve BAŞKANLIK SİSTEMİ (2) 29.04.2016 - BÜYÜK TÜRKİYE VE BAŞKANLIK SİSTEMİ (1) 21.04.2016 - AMAÇ ERDOĞAN ve BÜYÜK TÜRKİYE’Yİ YIKMAK: YENİ PROJE AKŞENER 15.04.2016 - MHP’YE OPERASYON : ESAS HEDEF ERDOĞAN 10.04.2016 - PARALEL-PKK-CHP İTTİFAKI 01.04.2016 - TERÖR OLAYLARI : SU ve ENERJİ SAVAŞLARI 24.03.2016 - TERÖR SALDIRILARI ve ABD-RUSYA İTTİFAKI 17.03.2016 - ANKARA-GÜVENPARK SALDIRISI

Yorum Yazın :Misafir

Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim