Misafir
6,0479
5,3
213,24
ÜYE GİRİŞİ

BÜYÜKLERE MASALLAR -I

BÜYÜKLERE MASALLAR -I

\r\n\r\n

Şimdi size insan olmaya özenen bir kaplumbağanın hikâyesini anlatacağım.

\r\n\r\n

Kaplumbağamız tamtamına 108 yaşında. Yüzyıla sığıp onu da aşan bir mazisi var anlayacağınız. 109. yaşını kutlayacağı günün sabahında gözlerini açtığında aklında tek bir soru var: “İnsan olmayı nasıl başarabilirim?”. Yıllardır insan olmaya özenmesini bir yana bırakalım, o sabah birdenbire zihninde beliren bu soru onu şaşırtıyor. Fakat sonradan bunun bir anlamı olabileceğine inanıyor. Büyük büyük dedesinin ortadan kaybolmasının nedeninin, aklına düşüveren bir soru olduğunu hatırlıyor. Oysa herkes bilir ki kaplumbağalar maceraya atılmayı pek sevmezler. O hepimizin bildiği kaplumbağa ile tavşan hikâyesinin La Fontaine adında bir insanoğlu tarafında uydurulduğunu söylememize gerek bile yok sanırım.

\r\n\r\n

Kaplumbağamızın bir ismi yok; o nedenle ona bu şekilde sesleniyoruz. 77 yıldır bir apartmanın bahçesinde yaşıyor. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden birindeki bu apartmanın bahçesine nasıl gelmiş kimse bilmiyor. Sadece onu ailesinden bu kadar uzağa sürükleyen nedenin, insanlara duyduğu önlenemez merak olduğunu söyleyebiliriz. Apartmandan büyük bir telaşla fırlayan insanları uğurlayabilmek için her sabah erkenden uyanıyor. Onların aynı telaş içerisinde eve dönüşlerini sabırsızlıkla bekliyor. Neden bu kadar telaşlı olduklarını bir türlü anlayamıyor. Her gün nereye gidiyor bu insanlar? Neden sürekli yorgunlar? Bazen birbirini fark etmeden geçip giden iki insanı gördüğünde iç geçiriyor. “Kesinlikle benim bilmediğim büyük bir sırları var. Her gün gittikleri o yer muhteşem bir yer olmalı yoksa geri döndükleri için bu kadar mutsuz olmazlar”.

\r\n\r\n

Bir keresinde onları takip etmek istemişti fakat henüz bahçe kapısına gelmişti ki hava kararıvermişti. Herkes kaplumbağaların uyuşuk varlıklar olduğunu düşünür. Oysa onlar içinde bulundukları her anı tüm güzelliğiyle yaşamaktan dolayı hep bir sonraki adıma gecikiyorlar. 200 milyon yıldır var olan bu canlıların asla kin tutmadıklarını, sevdiklerine tüm kalpleriyle bağlandıklarını, dünyanın en güvenilir kabukluları olduklarını ve bizim adına zaman dediğimiz kavramla, kavramın özüne ters bir mantıkla başa çıktıklarını düşünürsek, kaplumbağamızın insanlarda neyi merak ettiğine şaşırabiliriz elbette. Ne yapalım ki bizim kahramanımız 109 yaşına bastığı o gün insan olmaya karar vermiş. Bu konuda aklını kurcalayan tek şey ise kaç yaşında bir insan olması gerektiği. Çocuk mu, yetişkin bir birey mi yoksa ihtiyar bir delikanlı olmayı mı tercih eder? Çocukları pek göremiyor artık. Eskiden onu saklandığı yerde bulup çığlık çığlığa koşuşan bir iki tanesine rastlardı. Şimdilerde ise çocukları sadece sabahları onları gelip alan okul servisine binerken ve de inerken görebiliyor. Aileleriyle birlikte dışarı çıktıklarında ise ellerinde tuttukları aletlerden kafalarını kaldırmıyorlar. Sanırım yetişkin bir insan olmak istiyor. Çünkü yaşlıların da evden çıktığını görmüyor. Yetişkinlerin çok eğlenceli bir hayatları olmalı diye düşünüyor. Hızlı hareket edebilmeyi, istediğin zaman istediğin yerde olabilmeyi hayal ediyor. Şimdi mesela yetişkin bir insan olsaydı atlardı arabasına (insanlar daha da hızlı hareket edebilmek için her şeyi yapıyorlar bu arada), kıyısında ufak bir göl olan yemyeşil bir orman bulurdu. Apartmanın bahçesinden dışarısını hiç görmeyen kaplumbağamız koskoca mahallede yeşile sahip çıkan tek yerin bu bahçe olduğunu bilmiyor. Sonra, diğer insanlarla konuşabileceğim bir yere giderdim diyerek hayaline devam ediyor. Herkesin anlatacak bir hikayesi vardır; ben de onlara kendi hikayemi anlatırım. Elbette önce inanmayacaklar hatta hayret edeceklerdir ama kesinlikle beni bağırlarına basacaklardır. Hatta aralarına katılan ilk kaplumbağa insan olduğum için bir kutlama bile düzenleyebilirler. Tabii ki kaplumbağamız insanların artık birbirlerinden kaçtıklarını, hatta birbirlerinden korktuklarını, dünyanın bir yarısının mutluluğunun diğer yarısındaki acıyla beslendiğini ve yine dünyadaki milyonlarca insanın akla sığmayan sebepler nedeniyle diğerlerini katlettiklerini de bilmiyor. Bu hayallerle yüzüne bizim asla göremeyeceğimiz o gülümsemelerden biri yerleşmişken bahçe kapısından giren bir adamla burun buruna geliyor. Adamın üzerinde markası herkesçe bilinen bir takım elbise var. Gözlerinde ise tuhaf bir ifade… Kaplumbağayı fark ettiği ilk anda gözlerinde oluşan pırıltılar yerini hemen bu ifadeye terk ediyor. Arkasından telaşla gelen karısı ellerinde poşetlerle söyleniyor: “Neden durdun Faruk? Hadi bir an önce eve çıkalım, hemen yemek hazırlamam gerekiyor. Biliyorsun gereksiz misafirlerimiz var akşama”. Adamsa onun ne söylediğini duymadan “Biliyor musun bazen bir kaplumbağa olarak uyanmayı hayal ediyorum” diyor. “Olduğum şeyden uzaklaştıkça, insan olmanın ne anlama geldiğini unutuyorum” diye mırıldanıyor. Karısı çoktan apartmana girmiş, eve çıkmış bile. Kaplumbağamız ise onun ne dediğini anlamıyor. Çünkü onların dilini ne kadar uğraşsa da çözemiyor. Ve bu da, kaplumbağaların uzun yaşamasının sırrı olarak biliniyor.

\r\n\r\n

Ne diyelim, aslında herkes bir başkası olmak istiyor. 

\r\n

Yazarın Diğer Yazıları

26.06.2016 - MONOLOG 21.04.2016 - Birimiz=Hepimiz 31.03.2016 - SIRADA EN SEVDİĞİNİZ ŞARKI VAR 10.03.2016 - KADIN 10.02.2016 - MEDENİYET, KADIN VESAİRE… 14.01.2016 - YIL OLDU 2016 Yıl oldu 2016… Sonra? 21.12.2015 - DOĞRU MUSUN CESUR MU? 02.12.2015 - VE SONRA 16.11.2015 - PROFESYONEL YAŞAM REHBERİ 21.10.2015 - 4 YAPRAKLI YONCA 22.09.2015 - HATIRLI GECE 02.09.2015 - BÜYÜKLERE MASALLAR -I 06.08.2015 - NEFES 12.07.2015 - BİR ANNE: AMA SÜPER KAHRAMAN DEĞİL 02.07.2015 - HUZUR 17.06.2015 - MASUMİYET 07.06.2015 - İLK…

Yorum Yazın :Misafir

Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim