Misafir
6,5072
5,6548
223,21
ÜYE GİRİŞİ

HUZUR

HUZUR

\r\n\r\n

Duvarda oldukça yakışıklı bir adamın siyah beyaz fotoğrafını görüyoruz. Sonra yatağın ucuna ilişmiş Pala Amcanın pala bıyıklarının ona ne kadar yakıştığını fark ediyoruz. 'Buyurun çocuklar' diyor 'Hoş geldiniz'. Sonra başlıyor anlatmaya. Pala Amcayı ne yönetmenler ne film yapımcıları istemiş zamanında. Yakışıklı adam, film artisti olacak bir endamı var. Şimdi yatağın kenarında oturan 80 yaşındaki adamın bakışları ise bambaşka şeyler söylüyor. İnsan yaşlandıkça aynaya değil de siyah beyaz bir fotoğrafa daha mı çok bakar sizce? Pala Amcanın pişmanlıklarını o söylemeden bile fark ediyorsunuz.

\r\n\r\n

Yıllar önce yaşlar 17-18 iken bir kızı sevmiş Pala Amca. O zamanlar dipçik gibi delikanlı, İzmir'de hali vakti yerinde bir ailenin güzel kızına vurulmuş. Kız da buna tabii ki. Bizimki o zamanlar artist olma sevdasında, kız zengin, aile bunu istemiyor. Gurur yapmış çekmiş gitmiş. Türk filmlerinin canlı örneğini huzur evinin derme çatma bir odasında görünce yutkunamıyor insan. Sonrası filmin geri sarıp her şeyi mahvetmesi gibi, ailesi Pala Amcayı göndermemiş buralarda hayallerinden uzak bir yaşama zorunlu kılmış. 'Güzelyalı'da bir market işletiyormuş' diyor 'Hiç evlenmemiş biliyor musunuz?' Gitsene çık karşısına diyorum 'Bu halimle mi?' diyor. 'O halimle bile kavuşamadık biz'. Ne kaybedersin ki Pala Amca hiçbir şey içinde kalmasın kalk git demek istiyorum ona ölümü hatırlatmaktan korkuyorum. 'Geçen sene biri gelmişti sizin gibi gençten bir çocuk ona da anlatmıştım hikâyeyi, onu arayıp bulacağım sana getireceğim Pala Amca demişti. Geçenlerde yine geldi bulamamış, arıyormuş ama hala, Güzelyalı'da market işletiyormuş adı Nagehan' diyor yine. Birinin Nagehan'ı tutup o odadan içeri sokmasını bekliyor. Hayata bunun için tutunmuş belli, her gelene adını yerini ve umudunu söylüyor ki  boynunu büken geçmişini unutup aşkı bulsun yeniden. Sen neden evlendin Pala Amca? diyorum. 'N'apalım kızım hayat yalnız geçmiyor' diyor. 'Siz âşık olduysanız sakın peşini bırakmayın, hayatın sonunda ellerinde kalmasını istediğin tek şey o oluyor'. Söz veriyorum.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

Koridorda sıralanmış odaların bazılarının kapısı sonuna kadar açık bazıları ise sımsıkı kapalı. Kesif bir yaşanmışlık kokusu var. Yatalak olanlara oda arkadaşları yardım ediyor. Her odada televizyonun sesi sonuna kadar açık ve hepsinde neşeli programlar izleniyor. Haberler kötü bakmıyoruz onlara diyorlar. İsmail Amcanın odasına uğruyoruz. Zıplayarak ayağa kalkıyor (yaptığı tam olarak bu) hepimizi bir yerlere oturtuyor. Odanın bütün duvarları çerçevelenmiş fotoğraflarla dolu. Kim bunlar diye soruyorum. Onu ziyarete gelenlermiş. Fotoğrafların hepsinde gülümsüyor. ‘Bir gün gelin yemeğe gidelim’ diyor ‘Ben takım elbisemi giyerim siz de güzel elbiselerinizi’. Bir sonraki buluşmada duvarda bizim de resmimiz olacak diye düşünüp gülümsüyoruz.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

Mustafa Amca bir kadınla evlenmiş, kadın onu terk etmiş gitmiş. Sarılıyor fotoğraf çekilirken ‘Benim kızım ol sen’ diyor ‘bir kızım olsun benim, maaşımı ona bırakayım, onun çocuklarını seveyim’. Sıkı sıkı sarılıyor. Kıpırdayamıyorum.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

Koridorun sonundaki odaya giriyoruz. İlk bakışta zayıflığını görüyoruz sonra gözlerinin parıltısını Ali Amcanın. ‘Açılın açılın’ diyor. Beni gösteriyor eliyle ‘Güzel kız gelsene sen şöyle’. Yanına oturtuyor, yüzüme bakıyor bir şey söyleyecek diye bekliyorum ama o yüzüme bakıyor sadece, yüzümün her noktasına bakıyor. ‘Bana bir gülümsesene’ diyor ‘Güzel kadın gülümseyişini görmeyeli çok oldu be kızım’. Yanağıma koyuyor elini, ‘söyle sevdiğine hep güldürsün seni, buna baksın sonra, dünyada daha güzel bir şey yok’ diyor. Sevdiğim uzakta o an, ona kavuştuğumda kocaman gülümseyeceğime söz veriyorum. Sıkı sarılacağım ona Ali Amca, seni anlatacağım ve o beni hep gülümsetecek hiç merak etme sen. Bir dahakine birlikte geliriz hem.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

Tam giderken karşıdan elleri poşet dolu bir amca geliyor. Merdivenleri zar zor çıkmış, yardım edeyim diyorum. ‘Sigaranın faydaları işte’ diyerek kahkaha atıyor. ‘Gencim ben daha, dokunma sen’. Fotoğraf çekileceğiz aşağıda hadi gelin diyorum. ‘Şimdi ben gelirsem fotoğrafı yakarım’ diye bir kahkaha daha atıyor. Var ol sen diyorum. Bu koridorları kahkahanla doldur.

\r\n\r\n

Bunları size içiniz acısın, üzülün diye anlatmıyorum. Aksine, bunları size hayatın ne kadar kıymetli bir şey olduğunu hatırlatmak için anlatıyorum. Zaman geçtikçe değerini unutuverdiğimiz o kadar şeyin arasında içinde kaybolabileceğiniz bir huzur varsa onu hiç bırakmayın olur mu? Yaşlılık bir hesaplaşma zamanı. Kimi ‘iyi ki’sini yanında taşıyor, kimi pişmanlığını… Bir duvarda asılı posterde 18 insanın fotoğrafını gördüğümde bu hayatta geride bıraktığın en önemli şeyin sevgi olduğunu düşünüyorum. Ne kadar sevebildiysen o kadar tam bir hayata sahipsin.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

Manisa Belediyesi Huzur Evi misafirlerinin tek ihtiyacı ziyaretleriniz. Biz bunu Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Kulübü’nün gurur duyduğum gençleri vasıtasıyla yaptık. Sizin bir nedene de ihtiyacınız yok. Gidin, biraz sohbet edin, dinleyin ve hayata tutunun.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

 

\r\n

Yazarın Diğer Yazıları

26.06.2016 - MONOLOG 21.04.2016 - Birimiz=Hepimiz 31.03.2016 - SIRADA EN SEVDİĞİNİZ ŞARKI VAR 10.03.2016 - KADIN 10.02.2016 - MEDENİYET, KADIN VESAİRE… 14.01.2016 - YIL OLDU 2016 Yıl oldu 2016… Sonra? 21.12.2015 - DOĞRU MUSUN CESUR MU? 02.12.2015 - VE SONRA 16.11.2015 - PROFESYONEL YAŞAM REHBERİ 21.10.2015 - 4 YAPRAKLI YONCA 22.09.2015 - HATIRLI GECE 02.09.2015 - BÜYÜKLERE MASALLAR -I 06.08.2015 - NEFES 12.07.2015 - BİR ANNE: AMA SÜPER KAHRAMAN DEĞİL 02.07.2015 - HUZUR 17.06.2015 - MASUMİYET 07.06.2015 - İLK…

21°
Yarın:22°
Açık
Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim